![]() |
|
GameCLUB | SABIT KONULAR:KA Genel Kurallar |
|
Ramazan 2010-Ramazanın Önemi |
Yanıt Yaz
|
Sayfa 123 5> |
| Yazar | ||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Konu: Ramazan 2010-Ramazanın ÖnemiGönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:27 |
|||||||||||||||
|
Ramazanın tadına doyum olmaz.Sabırsızlıkla bekliyorum bir an önce geleseydi.
Her şeyin bir hasat mevsimi var. İlkbaharda yeşeren bitkiler, yazın olgunlaşır. Yapraklar sonbaharda dökülür. Bu, Yaratıcı’nın koyduğu bir kanun. Mana dünyamızın hasat mevsimi de, Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Özellikle Ramazan, bir yılın zirve noktasıdır. Oniki ay arasından Allah’ın seçtiği ve pek çok güzellik ve ikramlarla donattığı aydır. Allahu Tealâ, Kur’an’ı bu ayda indirmeye başlamış ve vahyin başladığı gecenin çok kıymetli olduğunu, özel bir sure ile bize bildirmiştir. Bu gecenin ismini de bizzat kendisi koymuş ve Ramazan’ın otuz gecesi içinde onu saklamıştır. Böylece gündüzü ve gecesi ile Ramazan ayının tamamının değerlendirilmesini murad etmiştir. Allahu Tealâ, her yıl Ramazan ayını kullarını affedip kendisine yaklaştırmak için özel olarak hazırlıyor. Bu hazırlığı Hz. Peygamber (A.S.) şöyle haber veriyor: “Bu ay gelince gök kapıları açılır, Cehennem kapıları kapatılır, şeytanların azgınları zincire vurulur. Ramazan ayında bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan kimse, hakikaten mahrum kalmıştır.” (Nesai) Rasul-ü Ekrem (A.S.), diğer hiçbir ümmete verilmemiş olan ve sadece Ramazan ayında ikram edilen beş nimeti şöyle anlatıyor: “Benden önce hiçbir Nebi’ye verilmemiş olan beş şey vardır ki, onlar benim ümmetime verilmiştir: Birincisi; Ramazan ayının ilk gecesinde Allah, onlara (oruç tutanlara) bakar. Allah, baktığı kişiye ebediyyen azab etmez. İkincisi; Oruç tutanların ağız kokusu. Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Üçüncüsü; Melekler gündüz ve gece boyunca oruç tutanlar için Allah’tan af diler. Dördüncüsü; Allahu Tealâ, Cennetine emreder ve şöyle der: Kullarım için hazırlan ve süslen. Kullarımın dünya yorgunluğundan kurtularak, benim ikramlarıma ve benim evime gelip dinlenmeleri yakınlaşmıştır. Beşincisi; Ramazanın son gecesi olunca Allah, onların hepsini affeder.” (Ahmed, Beyhaki) Oruç ibadeti, diğer ibadetlerden farklı bir özelliğe sahiptir. Gün boyunca, saniyelerine varıncaya kadar bir ibadettir oruç. Saniye saniye, dakika dakika akşama kadar arzu edilen her şeyden Allah istediği için uzak durmak… Bir de bu düşünce ile yani sürekli ibadet içinde bulunma düşüncesi ile kimseyi incitmemek, yeryüzünde tevazu ile dolaşmak… İşte böyle bir orucun mükafatı, insanların anlayamıyacağı büyüklükte… Kudsi hadiste şöyle buyurur Rabbimiz: “Adem çocuklarının bütün amelleri kendileri içindir. Fakat oruç böyle değil. O benim içindir ve mükafatını (sadece) ben (bilir) ve veririm…” (Buhari, Müslim) İşte yılın son fırsatı… Bir sonraki Ramazan ayına kimler yetişir bilinmez. Bize düşen önümüzdeki bu bereketi değerlendirmektir. Hz. Peygamber (A.S.), insanoğlunun her şeyini uğruna vereceği büyük bir nimetin Ramazan’da isteyen herkese verildiğini şöyle anlatıyor: “Allahu Tealâ Ramazan orucunu size farz kıldı. Ben de gecelerini (teravih ve diğer amellerle) ibadet etmenizi sünnet edindim. Kim Ramazanı inanarak ve mükafatını bekleyerek oruçla geçirir, gecelerini kalkarak değerlendirirse, annesinin doğurduğu günde olduğu gibi bütün günahlarından kurtulur.” (Nesai, Ahmed) Oruçlunun Bir Günü Oruçla takvayı elde etmek için nelere dikkat etmeliyiz? * Namazları cemaatle ve camide kılmaya özen göstermeliyiz. Yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılan kimsenin, bütün geceyi ibadetle geçirmiş sayılacağı hadiste bildirilmiştir. * Kavgadan ve kaba davranmaktan uzak durmalıyız. Kaba davranan kişiye karşılık vermemeli, “ben oruçluyum” diyerek yumuşaklığı tercih etmeliyiz. (Buhari) * Bütün organlarımızı kötülükten ve günahtan uzak tutmaya çalışmalıyız. * Gücümüz nisbetinde sadaka vermeli ve hayırlı işleri arttırmalıyız. Bu amelleri bütün Ramazan günlerine dağıtmalıyız. * Gücümüz yettiğince Kur’an okumalıyız. * Teravih namazlarını aksatmamalıyız. * Teheccüd namazını iki rekat bile olsa kılmalıyız. İmsak vaktine kadar teheccüd namazı kılınabilmektedir. * Günlük virdlerimizi aksatmadan devam ettirmeliyiz. * İmkanımız varsa, son on günde itikafa girmeliyiz. İtikaf, ibadet niyeti ile namazların eda edildiği bir mescitte bulunmaktan ibarettir. * Kadir gecesini, Ramazan gecelerinin hepsinde aramalıyız. Bir Gecede Bir Ömür Kazanmak Mana ikliminin zirvesindeki saatler, Kadir gecesini oluşturan saatlerdir. Kadir gecesi, bir yılın en kıymetli ve en önemli gecesidir. Cenabı Hak, bu geceye verdiği değeri, hakkında özel bir sure indirmekle apaçık ortaya koymuştur: “Biz onu (Kur’an’ı) kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve rûh (Cebrail A.S.) her iş için iner dururlar. O gece esenlik doludur; tâ fecrin doğuşuna kadar.” (Kadir/1-5) Evet; bir gecede, yaklaşık on iki saatte, bin ay kazanmak… Tam seksenüç yıl, üç aylık bir ömür. Bir gecede yaptığınız her amel, seksen üç yıllık bir ömürde sürekli yapılmış bir amel olarak hesabınıza geçiyor. Ramazanı dolu dolu geçirip, Kadir gecesini en iyi şekilde değerlendiren ve takva hassasiyetini kazanan kullardan olabilmek ümit ve duası ile… Mehmet Işık Düzenleyen favorite - 23-Temmuz-2010 Saat 22:29 |
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:29 |
|||||||||||||||
|
Kalplerin Diriliş Zamanı
Senede bir gelen kavuşma
İnsana varlığı hatırlatan bir açlık… Hep elimizde olduğunu ya da elde edebileceğimizi düşündüğümüz hayatın ötesini gösteren bir pencere… Ramazan bizi silkelemeye, uyandırmaya geldi. Küçük veya büyük endişelerden İmanımızı çalmaya çalışan şüphelerden Gücü imana değil, maddiyata dayananlara karşı hissettiğimiz korkudan… Ramazan bizi feraha çıkarmaya, güç vermeye geldi… Hayatımızı boğan meşgalelerin karanlığından Nefis kuyusundan, benlik mağarasından Kör eden gaflet sağanağından… Ramazan bizi kurtarmaya, el uzatmaya geldi. Ramazan geldi gönüllere Hoş geldi Hoş geçsin. Öteki kavuşmaya dek Hoş tutsun bizleri… Sizce gerçek tutsaklık nedir? Gerçek tutsak, bedeni bir mahpusta dış dünyadan mahrum bırakılan adam değildir. Aksini düşünüyorsanız, tarih boyunca zindanlara atılmış ama gönülleri rahmet deryasında sofradan sofraya ziyafete koşan nice insanı hatılamalısınız. Tarih, zindanda olduğu halde manevi semamıza halâ ışık veren böyle yıldızlarla dolu. Kimler yok ki! Hz. Yusuf gibi peygamberler, Hz. Bilâl-i Habeşî gibi sahabiler, İmam-ı Rabbanî gibi veliler, İmam-ı Azam gibi alimler… Gerçek tutsaklık beden tutsaklığı olamaz. Beden zaten özgür değil ki. Ne kadar uzağı görebilirsiniz, ne kadar işitebilirsiniz? Gözünüz ve kulağınız özgür değil. Ne kadarına güç yetirebilir, isteklerinizi ne ölçüde gerçekleştirebilirsiniz? Gerçek tutsaklık beden tutsaklığı değil, bedene tutsaklık olabilir. Arzuların, isteklerin geçici ve sınırlı tatminlerine tutsaklık. Şimdi o tutsaklığın zincirini tuz-buz edecek rahmet kılıcını kuşanma zamanı. Yani oruç zamanı. Nefsin ve şeytanın, sefil ve fani hazların zindanlarından, iradeyi özgürlüğüne kavuşturma zamanı. Fani varlığımızın kölesi değil, efendisi olduğumuzu gösterme zamanı. Emmare nefsin amirliğine son verme zamanı. Yalnız Yaratıcımız’ın önünde boyun eğdiğimizi, yalnız O’na teslim olduğumuzu önce kendimize ispat etme zamanı. Bir yanda toprağa basarken, bir yanda rahmet semalarına kanat açıp melekleşme zamanı. Bütün dakikalarımızı, saatlerimizi, aylarımızı ve yıllarımızı yaradılış hakikatimize göre yeniden ayarlama zamanı. Çıktığımız ebediyyet seferi adına ömür meydanında talim yapma zamanı. Alemin ilâhi solukla dirildiği bu mevsimde kalplerimizi yeniden diriltme zamanı. “Oku” hitabıyla Hira’da açan gülü evlerimize, sokaklarımıza, şehirlerimize ve bütün kainata koklatma zamanı. O’nun kokusuyla sarhoş olup şarkılar söyleme, coşma zamanı. Bahar geldi. Kış ortasında baharı yaşatana teşekkür zamanı. Baharınız mübarek olsun. Cemil Mollahanoğlu |
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
supermen
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2008 Şehir: Kıl Kesmek.. Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 1718 Takim: ![]() Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:30 |
|||||||||||||||
|
Ramazan geldi hoş geldi KA ya şenlik gelidiiii güm güm güm güm güm..
Bu sene KA nın ramazan davulcusu benim..
20 gün geçse
ramazan gelse
Oruç tutmaktan yorulan
Oyunu yerde bırakıp gitse.. ( nerdeeeeeeeee..)
|
||||||||||||||||
|
Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:30 |
|||||||||||||||
|
Eski Zamanlarda Ramazan Hazırlığı
Benim çocukluğumun ramazanları karakışa rastlamıştı.
Onun içindir ki, kulağımda kalan ilk davul sesi oldukça kof ve hayli neşesizdir. Zira deri, rutubetten porsumuş bulunurdu; ayrıca kapalı camlar ve kafesler ardından ses, içeriye boğuklaşarak girerdi. Fakat annemin kış ramazanını yazınkilere tercih ettiğini iyice hatırlıyorum. Kışın günler kısadır; insan, bir de bakar, top vakti yaklaşıvermiş. Halbuki yazın, hararetten bunalmanızı, dudaklarmızın susuzluktan böcek kabuğu gibi kaskatı kesilmesini bir tarafa bırakınız, bir türlü akşam olmak bilmez ki. Allah iş, güç sahibi olanların yardımcısı olsun! Yaz ramazanını sevenler de şöyle derlerdi: Gündüzün zahmet çekilir amma kırda, bahçelerde kurulan sofralarda oruç açmak pek hoştur. İftar masası da çeşit çeşit salatalarla, cacık ve domatesle, şeftaliler, karpuzlar, kavunlarla daha renkli, daha iştah çekici ve keyifli olur! Kısmetimde iki mevsim ramazanı da görmek varmış; hatta, işte tekrar kışınkine de giriyorum. Lakin ikimiz de ramazan ve ben ne kadar değiştik. O ramazanlar beni tanıyamazlar; kendileri ise benden daha tanılmaz halde! Berat kandili geçince evde ramazan hazırlığına başlanırdı; iki hafta süren bu hazırlık esnasında evler, baştan başa yıkanır, günlerce tahta gıcırtıları. İstanbul şehrine, sokaklarından kağnılar geçen bir Anadolu kasabası ahengi verirdi. Asıl ehemmiyet verilen yer, mutfak ve kilerdi. "On iki ayın sultanı" unvanıyla anılan ramazan, her şeyden evvel, boğaz ve mide ile alakadardı; bu ayda, israf denilebilecek bir bolluk hüküm sürer, İstanbul, en nefîs yemeklerin her "merhaba" diyene sunulduğu muazzam bir imarethaneye dönerdi. Büyük konakların iftar sofrasında yer almak için tanıdık olmaya lüzum yoktu ki... Gözüne kestirdiğine girerdin. Kimse kim olduğunuzu, nerede, ne münasebetle tanışıldığını, isminizi ve işinizi sormazdı. Sadece, kapıda duran ağa, kılığınıza, kıyafetinize bakarak, size yer gösterirdi: Ya büyük sofrada, ya orta sofrada, yahut da alt katta, kahve ocağı sofrasında. Otur masanın bir kenarına; istersen ne konuş, ne dinle; yaranmaya çalışma; sekiz on türlü yemekten, tıka basa karnını doyur; kahveni iç; usulcacık sıvış, git. Kimse farkında olmaz, onlar dahi işi acayip bulmazdı. Otuz gün ramazanı böylece, yabancı konaklarda iftar etmek suretiyle lord gibi yiyip içerek geçiren binlerce adam vardı! Şurasını da unutmamalı: Bugün, şayet iyi bir lokantada aynı yemeği, aynı bollukla yemek icap etse hususiyle o yemeklerin bulunması kabil olsa her öğünde altı lira ile on lira arasında bir masraf ihtiyar etmeniz lazım gelir! Bizim iftarımız da herkese açıktı. Ramazandan bir, iki hafta evvel, babam, bir sabah "evradını okuduktan ve namazını kılıp zikrini bitirdikten, "Sabah şerifler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola!" diye duasını da tamamladıkta sonra başında keten takke, sırtında nafe kürk, burnunda altın gözlük- köşesine hususî bir ehemmiyetle oturur, evin erkanını nezdine çağırırdı. Önünde hokka, kalem ve elinde bir defter hazır... İçtimadan maksat, ramazan erzakını tespit etmek, yani listesini yapıp asmaaltı tüccarlarından Yağcı İbrahim Beye göndermek. Sorardı: - Rugan-i sade, kaç teneke? Bu, malum olduğu üzere, sadeyağ, yemeklik yağ manasınadır. Altı teneke mi, sekiz teneke mi, ne kadarsa söylerler, babam bunu yazar, yeni bir suale geçerdi: - Un ne kadar olmalı? Ölçü ve miktar taayyün edince kamış kalem yeniden cızırdardı; lakin kağıda "un" yazmak usulden değildi; "dakîk" demek icap ederdi. O devirde böreklik un Odesa'dan, kuvvetli yemeklik yağ da Sibirya'dan gelirdi, adına Petrovki derlerdi, Sibir yağının alası! Ben de söze karışırdım: Mutfak erzakı arasında, "elmasiye" yapılmasına yarayan elvan "jelatin" yapraklar unutulmaması için! Usta aşçılar bunu bir masal köşkü gibi renk renk kurarlardı; sütlüsünü, çikolatalısını, portakal ve mandalinlisini kata kat dondurarak ve üst kubbelerini yakut kırmızısına boyayıp. Tabakta tir tir titrerdi ve kaşık sokulunca her tarafından şahrem şahrem ayrılır, yumuşacık çökerdi. Herkes "Aman, yenilir şey midir o? İnsanın dudakları birbirine yapışıyor?" derdi; evet amma, ben tadına değil, manzarasına, hayalimi okşayıp peri saraylarını, Hint, Çin ve Japon mabetlerini düşündürmesine bayılırdım; minimini bir şövalye kıyafetinde, belimde meç, başımda tüylü şapka, kadife elbisemle burç ve barularında dolaşamadığıma üzülür bu şekerden, şuruptan yapılmış şatonun sarışın sahibesiyle muaşakalar tasavvur ederdim! İyi evler mahalle bakkallarından alış veriş etmeyi haysiyete muvafık bulmazlardı. Zaten eski zamanda her semtte bakkaliye mağazaları yoktu; mahalle bakkalları ise her şeyin adisini, ucuzunu, bayat, bozuk, mahlut, böcekli ve sineklisini satarlardı. Halleri, vakitleri yerinde olanlar erzakı, karabiberinden pirinç ununa, havyarından maltız sardalyasına, pastırmasından kuru cevizine kadar, mevsimlere göre, hep birinden, üçer aylık, Asmaaltı'ndan alırlar, yük arabalarıyla getirtip kilerlerine doldururlardı. Kaşar peyniri kelleleri, bozulmasın diye, pirinç ambarlarında hıfzolunurdu; sabunlar evde kesilir, kurutulurdu. O zamanlarda şekerler kelle, daha doğrusu mahrutî şekilde satıldığından yine boy boy, evlerde kırılır, öyle saklanırdı. Evlerde tel ile sabun kesilişi ve çekiçle şeker kırılışı eğlenceli olduğundan bugünleri kaçırmaz, genç hizmetçilerin saçlarına biriken sabun zerrelerini ve yüzlerine toplanan şeker tozlarını seyretmekten, bilhassa Giridîzade sabununun kokusundan çok hoşlanırdım. Kahveyi tane halinde selamlığa verirlerdi; onu uşaklar, alevli ateşte ve kalın saçtan yapılmış döner tavada kavururlar ve sapının üzerine tespit edilen kocaman değirmende okkalarcasını çekerlerdi. Mahlut olmasından korkulduğu cihetle toz kahve alan yok gibiydi; kahveler, benim çocukluğumda, her tarafından dikili, ufacık kazevilerde satılırdı; Mısır pirinçleri de büyüklerinde. Tuz da evlerde dövülür, ince ve beyaz sofra tuzları yalnız Beyoğlu bakkallarında bulunurdu. Bunun içindir ki, bazı konaklarda çifte taşlı ve ortası oluklu tuz değirmenlerine de rast gelmek mümkündü. İşte, büyük konaklarda şaban ayının son haftaları, bütün bu hazırlıkların ikmali için telaşla, alış verişle geçerdi. Üç tarafı ambarlı büyük kilerin tavanına kancalı büyük çiviler kakılmıştı; bu çivilerden de uçları kancalı demirler sarkardı: Hem hava alması, hem de fare dokunmaması icap eden öteberiyi asmak için. Bu kilere pek girmezdim; benim zevkimi okşayan orta kattaki ince kilerdi. Raflarına reçel kavanozlarının dizildiği, çömleklerin boy boy sıralandığı bu ferah, havadar yerde henüz teneke dediğimiz ve bugün en fazla kullandığımız madenî kaba yer verilmemişti. Nevale, ya toprak, ya cam, yahut fıçı ve kutu gibi tahta kaplarda saklanırdı. Meraklıları, taze yaprak örtülü teneke kutuda satın aldıkları havyarı da hemen çömleğe naklederlerdi. Haklı idiler; zira teneke her şeye, hatta kuru olanlara bile o acayip, çeşnisini, kokusunu sindiren bir madendir. Tenekecilerin kızgın havyarı nişadıra sürtüştürdükleri zaman duyduğumuz hem buruşturucu, hem tuzlu kokunun bir derece hafiflemişi, fakat daha yavanlaşmışı. Ramazandan evvel listesi yapılan bir de reçel ve şurup çeşidi vardı. Yazın, ev hanımlarının itina ile kaynattıkları reçellerle şurupların kıymet bilip bilmedikleri malum olmayan kimselere yedirilip içirilmesine kıyılamadığından, yine en meşhur dükkandan alınmak şartıyla, bunlar hariçten tedarik olunurdu. Ben, yeşilimtrak kabuğu içinden yine yeşilce eti ve beyazımsı çekirdeği sezilen hünnap reçelini tercih ederdim; frenk üzümü ile çilek de hoşuma giderdi. Ayrıca Bursa'dan salep reçeli de getirttirirdik. Evet. salebin de, dörder köşe kesilmiş tanelerden reçeli yapılırdı amma nasıl? Ve şimdi, hala var mıdır, bilmiyorum. Tuhafıma giden reçellerden biri de zencefil reçeliydi. Galiba, artık onu da bulmak zor. Hoş, pek özge bir şey değildi. Bizim evde şurup sevilmezdi; kuvveti, güç olmakla beraber, şerbete, yani kaynamamış meyva suyuna ve şekerine nane sürtüştürülmüş limonataya verirdik. Turşulardan da makbul tutulanı dolmalık kırmızı biberdi; amma içi rendelenmiş lahana ve kerevizle doldurulmuş olanı. Kızıl derisine bıçağı vurdunuz mu tabağınızda bir bahçe açılırdı. O, daima hazır duran nefîs bir salata hazinesiydi! Görüyorsunuz ki, bahis gittikçe yemeğe dökülüyor. Şayet ramazan yemeklerini saymaya, hatırlatmaya ve bilmeyenlere tarife kalkışsam dört sayfalık harp devri gazetesinin yarısını bu işe hasretmekliğim lazım gelir. Hatta, mübalağa olmasın amma, yalnız pastırmalı yumurtanın nasıl hazırlandığına ve piştikten sonra tepsisinin mükellef tasvirine koca bir sütun ayırabilirim. Ah, bizdeki yemek kitapları! Her muharririn, roman gibi, içtimaî tetkik veya felsefi etüt gibi bir gayesi vardır; can atıp da bir türlü başaramadığı sevgili gayesi. Benimki de bir yemek kitabıdır. Bir yemek kitabı ki, asırlarca sofralarımızda saltanat sürmüş ve izi hayatın dört tadından en mühimine kandırmış olan haşmetli yemeklerimizin bir "Şehname"sini teşkil etsin! Refik Halid Karay |
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:36 |
|||||||||||||||
|
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:37 |
|||||||||||||||
|
Ramazan Ayında Yapılacak Bazı Dua ve İbadetler
Ramazân-ı şerîfin ilk akşamı
Şa'ban'ın son gününü Ramazan'ın ilk gününe bağlayan gece) akşamla yatsı arasında 2 rek'at teşekkür namazı kılınır. „Yâ Rabbî, Ramazân-ı şerîf ile müşerref kıldığın için“ denilir ve namaza durulur. Fâtiha-i şerîfeden sonra birinci rek'atte 1 „İnnâ a'taynâkel-kevser“, ikinci rek'atte 1 İhlâs-ı şerîf okunur. Namazdan sonra; 70 İstiğfâr-ı şerîf, 70 Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir) okunup dua yapılır. Birinci 10 gün içinde mümkünse tesbih namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır. İkinci 10 gün içinde mümkünse yine tesbih namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır. Üçüncü 10 gün içinde tevbe-istiğfar, Hatm-i Enbiyâ ve 7 salât-ü selâm'dan sonra mümkünse Hatm-i İstiğfâr yapılıp, yani 1001 defa: اَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ وَاَتُوبُ اِلَيْكَ „Estağfirullâhe'l-azıym. Ve etûbü ileyk“ denilip, bittikten sonra 7 ilâ 70 salat-ü selâm okunur ve duâ yapılır. İftara Yakın Edilecek Duaاَللَّهُمَّ يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ اغْفِرْ لِى „Allâhümme yâ vâsial-mağfiratiğfirlî“, İftar Esnâsında Edilecek Duaاَللَّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَعَلَى رِزْقِكَ اَفْطَرْتُ وَصَوْمَ غَدٍ نَوَيْتُ „Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme ğadin neveytü“ duâsı okunur. Ramazanda sadaka-i fıtır veremeyen müslümanlar, arefe günü 2 rek'at namaz kılarak, Allâh'a ilticâ ederler. Zamm-ı sûre olarak ne istenirse o okunur. |
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
supermen
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2008 Şehir: Kıl Kesmek.. Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 1718 Takim: ![]() Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:42 |
|||||||||||||||
Olurrrrrrr..
İnşallah..
|
||||||||||||||||
|
Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:45 |
|||||||||||||||
|
Ramazan Ayı İbadetlerimiz
|
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:47 |
|||||||||||||||
|
Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyuruluyor: |
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 23-Temmuz-2010 Saat 22:47 |
|||||||||||||||
|
Oruç Toplum Hayatını da Olumlu Şekilde Etkiler |
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
Mavi__
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 13-Haziran-2009 Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 1441 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 30-Temmuz-2010 Saat 17:43 |
|||||||||||||||
![]() Oruç tutan kişilerin sıcağın da etkisiyle kan şekerinin düşmesine neden olacak. Ramazan ayının yaz dönemine gelmesi, oruç tutan kişilerin sıcağın da etkisiyle kan şekerinin düşmesine neden olacak. Uzmanlar Ramazan ayında, doğru beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Uzun süre açlığa bir de aşırı sıcaklar eklenince oruç tutan kişilerin kan şekerinin düşeceğine dikkat çeken diyetisyenler, orucun meyve suyuyla açılması, sahurda da süt içilmesi tavsiyesinde bulunuyor. Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, Ramazan ayında doğru beslenme konusunun çok daha fazla ön plana çıktığına dikkat çekti. Bu dönemde beslenme konusunda yapılan yanlışlara dikkat çeken Prof. Dr. İnanç, "İftarda metabolizmanın ana isteği ilk enerji kaynağına en kısa yoldan ulaşabilmektir. Özellikle beyin ve sinir hücreleri glikoz formunda enerji ihtiyacı duymaktadırlar. İftarda 12-14 saatlik bir açlıktan sonra düşen kan şekerinin en kısa zamanda yükselmesine bir bardak yüzde 100 meyve suyu yardımcı olur. Ayrıca, bir gün içerisinde alınması gereken 5 porsiyon meyve ihtiyacının da yaklaşık 2 -3 porsiyonunun karşılamasına destek olur." dedi. Bu sene ağustos ayında başlayan Ramazan ayı hem uzun süre aç kalınan, hem de sıcakların yoğun olduğu bir döneme denk geldiğine işaret eden İnanç, sözlerine şöyle devam etti: "Bu nedenle yeterli ve dengeli sıvı alımı daha da önemli hale gelecek. Ağustos ayında tutulacak oruç döneminde vücudun sıvı dengesinin biraz daha önem kazanması nedeniyle her yaş grubunun sıvı tüketimi konusunda dikkatli olması gerekiyor. Kaybedilen sıvı günlük tüketilen su, besinler ve süt, ayran, çay, meyve suyu gibi diğer içeceklerle yerine konmalıdır." İftarda meyve suyu tüketiminin oruç tutanlar için dengeli beslenmenin ana anahtarlarından birisi olabileceğine dikkat çeken İnanç, meyve suyunun potasyum sodyumla birlikte vücut hücrelerinin sıvı ve elektrolit dengesini sağlayan bir mineral olduğunu açıkladı. Meyve sularının sıvı dengesini sağlanmasının yanı sıra içerdikleri potasyum ile de ağustos sıcağında terle kaybedilen potasyum ihtiyacının bir kısmının karşılanmasına destek sağladığını aktaran İnanç, "İftarı açarken içilen bir bardak yüzde 100 meyve suyu enerji ve sıvı kaynağı olarak tokluk verebilir ve uzun süreli açlıktan sonra aniden aşırı besin tüketilmesine de engel olabilir. İftarda orucun meyve suyu ile açılmasının bir başka yararı da sıklıkla karşılaşılan sindirim problemlerinin hafiflemesine yardımcı olmasıdır. Meyvelerde bulunan malik, sitrik ve oksalik asit gibi meyve asitleri sindirimi kolaylaştırır. Bu nedenle meyve suları özellikle iftarda orucu açarken bilerek içilmesi gereken sağlık içecekleri olarak ramazanda da yeterli ve dengeli beslenmenin bir parçası olmalıdır." diye konuştu. Ramazanda yeterli ve dengeli beslenebilmek için sahur ve iftar dahil 1- 2 ara öğünle öğün sayısının dörde çıkarılması gerektiğini aktaran İnanç, sahurun sağlıklı bir oruç için kalkılması gereken öğün olmakla birlikte, açlık süresini mümkün olduğunca kısa tutabilmek için de önemli olduğunu vurguladı. Bu nedenle sahurda besin seçiminde bilinçli davranılması gerektiğinin altını çizen İnanç, genellikle sahurun kahvaltı şeklinde tüketilmesi tavsiyesinde bulundu. Sahurda mideyi daha geç terk eden, kan şekerini çok hızlı değiştirmeyecek besinlerin tercih edilmesini öneren İnanç, "Protein içeriği yüksek olan besinler midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktirir. Süt hem protein içeriği yüksek olan bir besin olması nedeniyle tokluk hissedilmesine yardımcı olur, hem de sıvı ihtiyacının karşılanmasına destek sağlar. ABD'li bilim adamları, insan bünyesinin açlığa olan ihtiyacını azaltan besinler arasında ilk sırada sütü gösteriyor. 1 bardak sütün mide boşluğunu hissettirmeden insanı 5 saat boyunca tok tuttuğu belirtiliyor. Sütte bulunan şeker laktozdur. Laktoz açlıkta kullanılan glikojen depolarına destek olarak vücudun enerji ihtiyacının karşılanmasına da yardımcı olur. Sütün bileşimindeki yağ da mideden uzun sürede uzaklaşması nedeniyle tokluk duygusunun uzun sürmesinde etkili olur, kalsiyum başta olmak üzere ramazanda da mineral ve vitamin gereksinimini karşılar." dedi. (CİHAN) |
||||||||||||||||
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
supermen
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2008 Şehir: Kıl Kesmek.. Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 1718 Takim: ![]() Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 30-Temmuz-2010 Saat 17:48 |
|||||||||||||||
|
Doğru demişler doktorlarımız içelim bol bol meyve suyu iftarda sahurdaki oruç tutarken kan şekerimiz düşmesin..
|
||||||||||||||||
|
Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
Mavi__
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 13-Haziran-2009 Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 1441 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 01-Ağustos-2010 Saat 18:40 |
|||||||||||||||
|
BAYRAMDA TATLIYA EVET... AMA NE KADAR YEMELİYİZ? ORUÇ SÜRESİNCE BESLENMEMİZE GÖSTERDİĞİMİZ ÖZENİ, BAYRAMDA DA GÖSTERMELİYİZ Ramazan boyunca oruç tutma nedeniyle günlük öğün sayısını azaltıldığı ve beslenme alışkanlıklarında değişiklikler meydana geldiği için bayramda normal yeme düzenine geçişte psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimi olur. Bu nedenle bayramda hazırlanan sofralara ve misafirlikte ikram edilen tabaklara dikkatli yaklaşılmalıdır. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek mide ve barsak sisteminde çeşitli rahatsızlıklara ve kilo alımına yol açabilir. Orucun bitmesiyle ve yaklaşan Ramazan Bayramı nedeniyle sağlıklı bir beslenmeye geçmek için şunlara dikkat edilmelidir;
RAMAZAN SONRASI RUTİN BESLENME DÜZENİNE NASIL GEÇİLMELİ? Bir ay boyunca uzun süreli açlıkla yavaşlatılan metabolizmanın etkisiyle, ramazan sonrası hızla eski alışkanlıklara dönülerek yenilmesi kilo alımına yol açabilir. Ramazan öncesiyle aynı bile olsa artık metabolizma nispeten yavaşladığı için aynı besinlerle alınan enerji vücuda fazla gelir. Bu amaçla ilk hedef metabolizmayı yeniden düzenlemek veya en azından eski haline getirmektir. Metabolizmayı hızlandırmanın önemli iki yolundan biri egzersiz yapmak ikincisi ise öğün sıklığını artırmaktır. Gün içinde 5-6 öğün şeklinde (her 3 saatte bir aralara ufak öğünler koyarak) beslenmek, hem kan şekerinin düzenli olmasını sağlar hem de ana öğünlerde fazla miktarda besin tüketimini önler. Ara öğünlerde meyve, ayran-simit, süt-grisini, tost gibi besinler tüketilebilir. Kahvaltı en önemli öğünlerden biridir ve kesinlikle atlanmaması gerekir. İyi yapılmış bir kahvaltı kişiyi hem güne hazırlar hem de gün içinde ihtiyacı olacak enerjinin önemli bir kısmını sağlar. Günlük enerji ihtiyacımızın büyük çoğunluğunu sabah ve öğle öğünleriyle karşılamak, akşamı ise daha hafif menülerle geçirmek uygun olacaktır.
* Bu bir zayıflama diyeti değildir! Öğün araları ortalama 2 - 3 saattir. Miktarlar kişilere göre farklılık gösterebileceği için özellikle belirtilmemiştir.
Kaynak: İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü |
||||||||||||||||
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
favorite
Hava Gemisi
Kayıt Tarihi: 18-Şubat-2009 Şehir: Leyl_i_Lal'den Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4163 Bur:
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 03-Ağustos-2010 Saat 00:06 |
|||||||||||||||
|
Ramazan Ayının Önemi - Ramazanın Önemi
Ramazan ayı, ay takvimine (aya göre hesaplanan) göre, dokuzuncu ayın adıdır. Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Çünkü kutsal kitabımız Kur'an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Kur'an'da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen "kadir gecesi" yine bu ay içinde kutlanır. Ayrıca İslam'ın temel ibadetlerinden olan oruç da bu ayda tutulur. Bu nedenle Ramazan ayı, Müslümanlar için en kutsal aydır ve ona "on bir ayın sultanı" denilmiştir. Ramazan, Kur'an ayıdır Ramazan ayını değerli kılan nedenlerden birisi, Kutsal kitabımız olan Kur'an'ın bu ayda indirilmiş olmasıdır. Yüce Allah Kur'an'da " Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur'an'ın indiği aydır. "(Bakara suresi, ayet 185) buyurmuştur. Kur'an', Allah tarafından insanlara öğüt vermek ve yol göstermek için gönderilmiştir. Bu nedenle Kur'an insan için hayati değer taşır. Kur'an okumak bir ibadettir. Peygamberimiz Allah'ın bildirdiği görev ve sorumluluklarımızı sıkça hatırlamamız için Kur'an'ı çok okumayı teşvik etmiştir. Müslümanlar, ramazan ayında Kur'an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Bunun için evlerde veya camilerde bir araya gelerek, her gün Kur'an'dan yirmi sayfa okurlar. Ramazan ayının sonuna gelindiğin de ise Kur'an'ı baştan sona bir kez okumuş olurlar. Buna hatim denir. Daha sonra hatim duası yapılır. Müslümanlar yüzyıllar boyu bu geleneği devam ettirmişlerdir. Kur'an, Ramazan ayında inmeye başlamıştır Kur'anıkerim, ramazan ayının Kadir Gecesi'nde indirilmeye başlanmıştır. Kadir gecesi ramazan ayının 27. gecesi olarak bilinir. Yüce Allah Kadir Gecesi'nin "Bin aydan daha hayırlı" olduğunu haber vermiştir. Peygamberimiz de "Kim inanarak ve sevabını Allah'tan umarak Kadir Gecesi'ni değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari) buyurarak, bu gecenin önemini belirtmiştir. Ramazan, oruç ve sabır ayıdır Ramazan ayını önemli kılan etkenlerden biri de, dinimizin temel ibadetlerinden olan orucun bu ay içinde tutulmasıdır. Yüce Allah Kur'an'da "…Kim Ramazan ayına ulaşırsa oruç tutsun" (Bakara suresi, 185. ayet) buyurarak, ramazan ayında oruç tutulmasını emretmektedir. Bu nedenle Müslümanlar ramazan ayı boyunca oruç tutarlar. Ramazan ayı oruç, ibadet ve sabır ayıdır. Allah'ın rahmet ve bağış kapılarının açıldığı aydır. Sevgili Peygamberimiz, ramazan ayında içtenlikle yapılan dua, ibadet ve iyiliklerin Allah katında daha değerli olacağını bildirmiştir. Ramazan ayının yaşayışımız üzerinde ne gibi etkileri vardır? Gerçekten ramazan ayının yaşayışımız üzerinde ayrı bir etkisi vardır. Bu ayın yaklaşması ile birlikte hazırlıklara başlanır. Ramazan boyunca yiyeceğimiz özel yemeklerin malzemelerini önceden alırız. Evlerimizde genel temizlik yapılır. Çevremizde bazı camilerin minarelerine mahya denilen "Hoş geldin ya şehrü ramazan" gibi yazılar görürüz. Radyolar, televizyonlar özel ramazan programı yaparlar. Ramazanda oruç açma vaktinin ayrı bin neşesi vardır. Bütün aile bireyleri hep birlikte sofraya oturur, oruç açma vaktini gelmesini bekleriz. Ezan veya top sesinin duyulmasıyla birlikte orucumuzu dua ile açarız. Yemeğimizi yedikten sonra dua ederek Allah'a şükrederiz. Sonra akşam namazını kılar ve teravih namazı için hazırlıklara başlarız. Bu ayda camiler dolar taşar. Ramazan ayı gerçekten bir ibadet ayı olarak yaşanır. Namaz ve orucun yanında aynı zamanda bir yardımlaşma ayıdır. Bu ayda yoksullar, düşkünler daha çok hatırlanır. Geleneğimizde yakınlar, komşular, yoksullar iftara çağrılır. Maddi durumu iyi olmayanlar için iftar sofraları düzenlenir. Hazırlayan: Osman Ay |
||||||||||||||||
|
Ben Hep Yokum Resimlerde.Yokluğuma Önce Resimlerde Alışasınız Diye...
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
Yanıt Yaz
|
Sayfa 123 5> |
| Forum Atla | Forum İzinleri ![]() Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
Forum Anasayfası > OYUN DIŞI > Paylaşım Mekanı |
OYUN ANA SAYFASI |
| En Son Mesaj Yazlan Konular | ||||
| Konu | Forum | Yazan | Tarih | Okunma |
Hoşgeldin Kerem Yağız Bebek - Favorite | Sohbet Odası | salıh7 | Bugün-17:50 | 192 |
savasları açmanın yolları | Görüş ve Öneriler | salıh7 | Bugün-17:48 | 992 |
Günaydın / İyi Geceler Dilekleri | Sohbet Odası | Mavi__ | Bugün-17:32 | 6712 |
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN | Paylaşım Mekanı | Mavi__ | Bugün-17:31 | 71 |
KA 03 SAVAŞ RAPORLARI | KA03 Savaş Raporları | dengesiz_insan | Bugün-17:08 | 43667 |
Hece Oyunu.. | Forum Oyunları Zeka Soruları | YoL_GeZeR | Bugün-15:36 | 19470 |
KA02 Savaş Raporları | KA02 Savaş Raporları | Kartal | Bugün-15:03 | 35702 |
SysRobot hyrrr | Görüş ve Öneriler | redo | Bugün-13:22 | 46 |
02.09.10 cezalar | CEZALAR | kıl_11 | Bugün-00:57 | 486 |
Şu An Ne Dinliyorsunuz?? | Paylaşım Mekanı | YoL_GeZeR | Dün-23:41 | 33545 |